a game - Türkçe İngilizce Sözlük

a game

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"a game" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
a kind of dice game i. barbut
a game plan i. bir oyun planı
a game addict i. oyun bağımlısı
a' game i. kişinin en iyi performansı
aa (double-a) game i. orta bütçeli video oyunu
aaa (triple-a) game i. yüksek bütçeli video oyunu
play a game of billiards f. bilardo oynamak
win a game f. oyun almak
rig a game f. şike yapmak
make a game of f. gırgıra almak
lose a game f. oyun vermek
play a double game f. ikili oynamak
run a game f. bir oyun işletmek
play a double game f. iki tarafı da idare etmek
make a game of f. alay etmek
play a game f. oyun oynamak
entertain the children with a game f. çocukları bir oyunla eğlendirmek
watch a hockey game f. hokey maçı izlemek
play a card game f. kart oyunu oynamak
Öbek Fiiller
a computer game i. bir bilgisayar oyunu
Atasözü
football's a game of two halves (futbol maçında) ikinci yarıda her şey değişebilir
football's a game of two halves (futbolda) ikinci yarının sonuna kadar sonuç belli olmaz
football's a game of two halves (futbolda) maç sonuna kadar hiçbir şey belli olmaz
Konuşma Dili
a mug's game i. başarısız girişim
a mug's game i. aptal oyunu
a game sexual in nature i. cinselliğe dayanan bir oyun
a little game expr. küçük bir oyun
Deyim
a whole new ball game i. bambaşka bir alem
a whole new ball game i. bambaşka bir durum
a totally different ball game i. bambaşka bir durum
a totally different ball game i. bambaşka bir alem
a game that two can play i. iki kişinin oynayabildiği bir oyun
a shell game i. üçkağıt
a numbers game i. sayılarla konuşma/konuşup durumu istediğin şekilde gösterme
a game of musical chairs i. (şirkette) pozisyon değişimi
a losing game i. umutsuz vaka
a shell game [us] i. üçkağıt çevirme
a numbers game i. sayıları kullanma
a numbers game i. sayıları konuşturma
a game of musical chairs i. yer değişimi
a losing game i. ölü doğmuş
a shell game [us] i. ayak oyunları yapma
a shell game [us] i. ali cengiz oyunu yapma
a numbers game i. sayıları kullanarak manipülasyon yapma
a losing game i. başarısız olacağı başından belli olan şey
a shell game [us] i. katakulli çevirme
a totally different ball game i. bambaşka bir durum
a totally different ball game i. hiç alışık olunmayan bir durum
a game of musical chairs i. yer kapmaca oyunu gibi
a game of musical chairs i. koltuk kapma
a numbers game i. sayıları kullanma
a numbers game i. sayıları kullanarak manipülasyon yapma
a numbers game i. sayıları konuşturma
a penny-ante game i. ufak yatırım
a penny-ante game i. dişe dokunmayacak yatırım/girişim
a penny-ante game i. düşük seviyeli girişim
a confidence game i. kandırma
a confidence game i. güveni suistimal etme
a confidence game i. üçkağıda getirme
a confidence game i. dolandırma
a confidence game i. birini güveninden yararlanarak dolandırma
a confidence game i. birinin güvenini kazanıp ona kazık atma
a game that two can play i. ikili oyun
a game that two can play i. karşı tarafın da aynı şekilde karşılık verebileceği bir durum
a game at which two can play i. iki kişinin oynayabildiği bir oyun
a game at which two can play i. karşı tarafın da aynı şekilde karşılık verebileceği bir durum
a game that two can play i. iki tarafın da yapabileceği bir şey
a game plan i. belirli bir amaca ulaşmak için yapılan plan
a game that two can play i. iki kişilik bir oyun
a game at which two can play i. iki kişilik bir oyun
a game at which two can play i. iki tarafın da yapabileceği bir şey
a game in hand i. oynanacak son bir oyun daha
a game in hand i. elde son bir oyun daha
a game plan i. strateji
a different/new ball game i. (tamamen) farklı/yeni bir durum
a (whole) different/new ball game i. (tamamen) farklı/yeni bir durum
a game in hand i. oynanacak bir oyun daha
a game at which two can play i. ikili oyun
a waiting game i. bekleyip görme
a whole new ball game i. apayrı bir konu
a waiting game i. beklemede olma
a whole new ball game i. çok farklı/çok daha zor bir konu
a waiting game i. işin sırasını bekleme
a waiting game i. beklemede kalma
a whole new ball game i. bambaşka bir şey
a waiting game i. bekle gör politikası
a waiting game i. bekleme taktiği
a waiting game i. en iyi sonucu görmek için uygulanan bekleme taktiği
a whole new ball game i. çok daha karmaşık bir şey/durum
a numbers game i. sayısal olarak düşünme
a zero-sum game i. sıfır toplamlı oyun
a numbers game i. sayısıyla değerlendirme
a numbers game i. sadece sayısını dikkate alma
a numbers game i. sayılarla düşünme
a numbers game i. sayısal olarak değerlendirme
a zero-sum game i. bir tarafın kazancının rakibin kaybına eşit olduğu durum
a close game i. çekişmeli bir maç
a close game i. başa baş bir mücadele
a close game i. sıkı bir maç
play a waiting game f. bekle gör politikası uygulamak
play a waiting game f. işin sırasını beklemek
play a game of cat and mouse f. kedi-fare oyunu oynamak
throw a game f. kasten yenilmek
throw a game f. (maçı/müsabakayı) bilerek kaybetmek
play a waiting game f. bekleyip görmek
play a waiting game f. beklemede kalmak
play a double game f. iki tarafı da idare etmek
play a double game f. iki tarafı birden idare etmek
have a grip on the game f. maça hakim olmak
play a losing game f. beyhude çaba sarf etmek
talk a good game f. ağzı laf yapmak
play a losing game f. haybeye kürek çekmek
play a losing game f. olmayacak duaya amin demek
talk a good game f. ağzı iyi laf yapmak
play a losing game f. boşuna uğraşmak
talk a good game f. ağzı laf yapıp icraata gelince fos çıkmak
play a losing game f. boşa kürek çekmek
play a losing game f. başarısız olacağı belli bir şeyi yapmaya çabalamak
play a losing game f. boşuna çaba sarf etmek
be a game of two halves f. (futbol) takımların bir devrede iyi diğerinde kötü oynadığı maç olmak
be a game of two halves f. (futbol) maçın devreleri bambaşka karakterde oynanmak
be a mug's game [uk] f. tehlikeli bir görev/aktivite olmak
be a mug's game [uk] f. aptal oyunu olmak
be a mug's game [uk] f. aptalca bir aktivite olmak
be a mug's game [uk] f. kötü sonuçlanacak bir oyun olmak
be a mug's game [uk] f. faydasız bir aktivite olmak
that's a game that two can play expr. bu karşı tarafın da aynı şekilde karşılık verebileceği bir durum
that's a game that two can play expr. bu iki kişinin oynayabildiği bir oyun
that's a game that two can play expr. bu iki kişilik bir oyun
that's a game that two can play expr. bu ikili bir oyun
that's a game that two can play expr. bu iki tarafın da yapabileceği bir şey
Konuşma
we had a bad game expr. kötü bir oyun çıkardık
we had a bad game expr. kötü oynadık
I want to play a game expr. bir oyun oynamak istiyorum
this isn't a game expr. bu bir oyun değil
I'm looking for a game for my son expr. oğlum için bir oyun arıyorum
it is a difficult game expr. zor bir oyun
you talk a big game expr. çok konuşuyorsun
you talk a big game expr. çok ama boş konuşuyorsun
Bilgisayar
deal a new game expr. yeni kağıt dağıt
Spor
duration of a game i. oyun süresi
duration of a game i. maç süresi
a-game i. en iyi performans
throw a game f. şike yapmak
Voleybol
going to side in a game zone i. yana deplasman
İskambil
a card game i. pişti
a card game i. kaptıkaçtı
a card game i. prafa
a card game i. papazkaçtı
a card game i. pişpirik